
Kazım Volkan Çatak.
Bu yazıyı okuyorsanız, kurduğum ya da içinde yer aldığım programlardan birini bir yerde kullanmış olma ihtimaliniz yüksek. Bilgisayarla ilişkim çocuklukta, siyah bir MS-DOS ekranının karşısında başladı. Ama ilk merakım yazılım değil donanımdı; lehim kokusu, sökülüp tekrar kurulan cihazlar, kendi yaptığım ses amplifikatörleri. Bir şeyin içini açıp nasıl çalıştığını görmeden rahat edemezdim. Kod yazmaya 2009'da başladım ama temelde hep aynı şeyi yapıyordum: bir şeyin içinde ne döndüğünü anlamaya çalışmak. Bugün ürün kuruyorum, ekiplerle çalışıyorum, ağırlıklı olarak yapay zeka ve robotik tarafında üretiyorum.
İlk işlerim topluluk forumlarıyla başladı. Menacam Forum'u 2004'te açtım, yıllarca yayında kaldı. Sonrası kurumsal siteler, mobil uygulamalar, banka için yüz doğrulama, otel operasyon yazılımı, borsa botları, lab sonuçlarını yöneten sistemler oldu. Yığın değişti, dil değişti, ama çalışma biçimim hep aynı kaldı: önce anla, sonra kur.
Son yıllarda enerjimin ağırlığı robotik ile yapay zekanın kesiştiği yerde. Beni asıl çeken şey robotları birbirine bağlamak değil, yapay zekayla onlara deterministik olmayan davranışlar kazandırmak. Bir robota ne yapacağını adım adım anlatmak yerine, sürece kuş bakışı bir hedef veriyorsun ve hareketini yapay zeka kendi belirliyor; o kontrolün kendiliğinden ortaya çıkışı bana keyif veriyor. Bu hattın çatısı Robotaryum, altyapısı ise sahadaki cihazları ve bilgisayarları uzaktan birleştirip sanal ile fiziksel ayrımını kaldıran Neteryum. İşlerin bir kısmı TÜBİTAK destekli, bazıları yurtdışına gidiyor; robot kolu simülatörü Mimic Master ihraç ediliyor, birlikte yürüttüğümüz servis robotu hattı RoboGusto geliştirme aşamasında. Bu işlerin çoğunu ekip arkadaşlarım ve ortaklarımla birlikte çıkarıyoruz; bir fikri kafamda evirip çevirmek bana yetmiyor, mutlaka çalışan bir şeye dönüşmesi gerekiyor. 2020'de kurduğum Codenra üzerinden hâlâ dışarıya iş geliştiriyorum.
Kişisel tarafta Donna var; telefon, WhatsApp, Telegram ve e-posta üzerinden günümü kolaylaştıran bir asistan. Onu zaman zaman editaryum.com üzerinde canlı tutuyorum. Evde beni bir robotun karşılaması da bu kişisel ajan ailesinin parçası.
İstanbul ile Bursa arasında mekik dokuyorum. Bazen kendi yazdığım bir asistanla konuşup, beni bir robotun karşıladığı bu hayatın ne kadar tuhaf olduğunu düşünüp gülüyorum. Ama merak beni hep bir sonraki şeye itiyor ve artık dizginlemeye çalışmıyorum.
Sadece bu değil. Topraksız tarımla denedim, otonom sürüş üzerine kafa yoruyorum, son zamanlarda OBD2 ile araç verisi okumaya çalışıyorum. Sağlık ve mühendislik etrafında uzun süredir not topluyorum. Bir şeye merak salınca okumakla yetinmiyorum, hep bir şey kuruyorum.
Yazılım aslında pek değişmiyor; asıl değişen biziz. Bu blog da o değişimin günlüğü olacak: deney notları, mühendislik kararları, dağınık ilgi alanlarımdan okumalar. Süslü dil yok.