DEHB'li hayatı yönetilebilir kılan AI ajanları

DEHB'li bir zihinle yıllarca aynı sahnenin içinde kaldım: tutmadığım listeler, dönüp bakmadığım notlar, yarıda kalan projeler. Bugün aynı anda üç-dört paralel hattı tek başıma yürütebiliyorum; bunu sağlayan tek şey, son dönemde günlük operasyonumun içine oturttuğum AI ajanı altyapısı oldu. Aşağıda bu yapının pratikte neyi nasıl değiştirdiğini, benzer durumdaki insanlar için bir kapı aralamak amacıyla anlatıyorum.

1. Fikri kaybetmemek: not ve sesli not

Not alma meselesi benim için her zaman temel bir engeldi. Standart not uygulamalarının ortak sorunu, her tipte notun aynı listeye yığılması; bir süre sonra hangi notu ne için yazdığım belirsizleşiyordu. Asıl daha büyük problem ise alınan nota geri dönmemekti. Tarayıcımın bookmark listesi gibi: dolup taşan, ama hiç açılmayan bir alan.

AI ajanları bu döngüyü doğrudan kırdı. Aklıma düşeni söylediğim anda doğru bağlamda kayıt altına alınıyor, gerektiği zaman doğru yerde önüme çıkarılıyor. Bir adım daha öteye geçen şey sesli not pratiği oldu. Üretken olmam gerektiğinde uzun yıllar önce ortam hazırlamaya çalışırdım; masayı toplamak, uyaranı azaltmak, "şu odaya kapansam başlarım" demek. Ortamı kurmak çoğu zaman çalışmadan vazgeçtirecek kadar yorucu hâle dönüşürdü. Şimdi aklıma bir fikir geldiğinde ilgili ajana sesli söylüyorum, o gerekli aksiyonları başlatıyor ve adımları yine sesle bana bildiriyor. Klavye başında saat geçirmek, oturmak, ortam hazırlamak gibi gereklilikler ortadan kalktı. Ansızın gelen mikro çalışma isteği boşa gitmiyor; hem aksiyona dönüşüyor hem kalıcı bir nota.

Bu yapının tek bedeli gizlilikten ödün vermek. Sesim ve iş akışım dış servislerden geçiyor: transkripsiyon tarafında OpenAI Whisper, karar veren dil modeli tarafında OpenAI ile Anthropic'in Claude'u şu an en istikrarlı sonucu veriyor. Açık kaynak alternatifler henüz aynı kararlılığa ulaşmış değil. İlerleyen aşamada bu katmanı kendi sunucuma çekmeyi planlıyorum, çünkü bu yapının nihai olarak benim kontrolümde olması gerekiyor.

2. Dış hafıza: yarım kalan işler ve paralel projeler

DEHB'de yaygın bir konu "başlama enerjisi" değil, "bitirme enerjisi" yetersizliğidir. Bir işe başlarım, yüzde yetmişine getiririm, yeni bir fikir gelince oraya kayarım; eski iş arkamda unutulur. Bookmark sorununun görev versiyonu denilebilir.

Ajanlar bu yarım hatları kendi belleklerinde tutuyor. İki gün dokunmadığım bir iş ya da rafa kaldırdığım bir proje kendiliğinden önüme çıkıyor: "bunu yarım bıraktın, devam mı, kapat mı?" Karar bende kalıyor, soruyu hatırlamak ajanın işi.

Aynı anda üç-dört projeyi yürütürken her geçişin ayrı bir bilişsel maliyeti vardır. Klasik proje yönetim araçları bu maliyeti çözmeye çalışır ama her birine girip zihni yeniden dolaştırmak başlı başına yorucu. Ajanlar bu geçişi düzleştirdi; bir projeye dönmeden önce ilgili ajan bana "en son şu yapıldı, sırada şunu bıraktın" diye context'i veriyor. Hafızanın dış uzantısı gibi çalışan bu katman, sıfırdan toparlanmak zorunda bırakmıyor.

3. Dış saat: zaman, sosyal yük ve mikro karar

Telefon eden tarafta Donna var; zaman ve sosyal yük taraflarını ona devrettim. Bende zaman algısı sezgisel değil. "Yarın", "üç gün sonra", "haftaya" gibi ifadeler somut bir şey hissettirmez; deadline'a yaklaşmak hep sürpriz gibi gelir. Ajanlar zamanı dışarıdan somutlaştırıyor: "şu kadar gün kaldı", "yarın saat ondörtte", "şimdi başlama vakti". Sessiz bir bildirim yetmediğinde Donna araya girip telefon ediyor.

Sosyal işlemler benim için ayrı bir bariyer oluşturuyordu. Telefon etmek, randevu netleştirmek, ekip arkadaşına mesaj atmak küçük gibi görünür ama bende sosyal başlatma enerjisi başkalarından çok daha pahalıdır, sürekli erteleme üretir. Şu an bu yükü WhatsApp tarafında ajanlara pasif dinleme yaptırarak hafifletiyorum: konuşmaları kendim takip etmek yerine arka planda dinleniyor, önemli notlar kayıt altına alınıyor. "X konusunda son ne konuşuldu?" diye sorduğumda cevap düzgün geliyor. Sonraki hedef bu yapının telefon ucuna da uzanması; Donna'nın benim yerime arayıp bilgi alması, sonucu yapılandırılmış olarak getirmesi. Tabii bu yapının yolda getirdiği bazı komik durumlar da oldu, onları başka bir yazıya saklıyorum.

Bir de mikro karar yükü konusu var. Sabah uyanıp "nereden başlasam" diye düşünmek küçük bir karar gibi görünür ama günün enerjisinin önemli bir bölümünü o anda eritir. Ajanlar bu kararları ön-eliyor: "bugün öncelik şu, A'dan başla, otuz dakika sonra B'ye geç." Karar zemini hazır olunca doğrudan işin kendisine geçiyorum.

4. Hyperfocus'u koruyan dış katman

DEHB'nin daha az konuşulan tarafı hyperfocus. Bir konuya kilitlendiğimde saat algım uçuyor, mola vermeyi unutuyorum, başka şeylere geçmek zorlaşıyor. Üretken bir durum ama belirli bir noktadan sonra fiziksel ve operasyonel maliyetleri çıkmaya başlıyor. Ajanlar bu dönemde dışarıdan ince bir hatırlatıcı katman olarak çalışıyor: "üç saattir oturuyorsun, kısa bir mola al", "şu randevu yarım saat sonra, hatırlatıyorum". Akışı kesmiyorlar ama beni dış dünyadan tamamen kopuk bırakmıyorlar.

Bu sırada işin kendisi de takip altında. Hyperfocus boyunca yaptığım her ilerleme kanban tahtalarımda otomatik güncelleniyor; bunun için Editaryum'u aktif kullanıyorum. Masadan kalktığımda durumun değişen parçası bana güzel tasarlanmış bir PDF olarak sunuluyor. Gözlerim her zaman düz metin okumak istemiyor; genel tablonun değişen yüzünü görsel bir özetle bir bakışta görebilmek tek başına eşsiz bir kazanç.

5. Sonucu paylaşıma hazır şekilde üretmek

İşi tamamlamak ile o işin sonucunu başkasına sunmak arasında ayrı bir mesai vardır. Müşteriye bir rapor iletmem, ekip arkadaşına bir özet göndermem, paydaşa bir karar dökümü hazırlamam gerekir; iş bittikten sonra "şimdi bunu nasıl anlatacağım, nasıl derleyeceğim" yorgunluğu bende eskiden ikinci bir gün gibi otururdu.

Şu an bu iki süreç paralel ilerliyor. İşi yaparken sesli düşünüyorum, akışı bozmadan konuşuyorum; cümleler birbirinden kopuk ve düzensiz olabiliyor. Ajanlar bu konuşmayı arka planda dinliyor, paydaşa gidecek temiz çıktıyı eş zamanlı üretiyor: bir müşteri özeti, karar maddesi listesi, paylaşılabilir bir not. İşi tamamladığım anda dışarıya gönderilecek versiyon da masamda hazır oluyor. Eskiden yarım saat oturup derlediğim derleme işi, artık iş bittiğinde zaten orada.

Bir davet

Bu yapıyı kurmak ve oturtmak bir süreç, bir akşamda inşa edilen bir şey değil. Burada hedeflenen şey aslında DEHB'yi yenmek de değil; bu hayatın kendine özgü garip yanlarını dijital dokunuşlarla tersine çevirmek. Bir kez yerine oturduğunda, dağınıklık olarak tanıdığımız haller doğrudan üretkenliğe dönüşebiliyor. Eğer benzer şeylerle uğraşıyorsanız, AI ajanlarını günlük operasyonunuza dahil etmenizi ciddiyetle öneririm. Hangi sürtünme noktasını ilk çözeceğini önceden kestirmek zor, ama bir kez içine girdiğinizde geri dönmek istemeyeceksiniz. Bu yazı, benzer durumdaki insanlar için bu kapıyı aralama girişimidir.